GİRESUN TİME
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

Ali Baba

KAZMADAN 'BALTA' OLUR MU?

Dursun ONUR

07 Temmuz 2014, 20:09

Dursun ONUR

Sevgili okuyucularım:

Atasözüdür.
Malumunuz.

İt ürür, kervan yürürmüş.

Devam edelim.

Kafa Nato olunca 'Balta’ya sap olmak zormuş.

Amaaaa…

Sapın ucuna 'Kazma' olmak kolaymış.

Besleme kalem ne yapar? Hayvanlar alemin dilini onlar daha iyi bilir.

Kazmalık.

Yani…

Havlar.
E haliyle..

Sahibinin sesi olmak böyle bir şeydir.

Ancaaaak..

Fazla güvenmemek gerek.

Gün gelir sahibini de ısırır.

Adı üstünde itin sadakati kemikle sınırlıdır.

Evet evet.

Köpek, insana hizmet eden hayvanlar arasında birinciliği kimseye bırakmaz.

Ha salyası da.

Eğitilmiş de olsa, fark etmez.

Beslemezsen, saldırır.

Türlerine bakacaksın.

Kılıksızsa, eli işte gözü oynaştaysa, her kemiğe tav oluyorsa, çöplükte debeleniyorsa…

Davetli olmadığı mektebe gidiyorsa, sokakta yalanıyorsa…

Bütün becerisi çanak yalamaksa, her aldığı kokunun peşine koşuyorsa…

Köpekten dost olmaz.

Ne mi olur?

Olsa olsa köpeklik olur.

Doğanın kanunu bu.

Çok görmemek gerek.

Pratik yani.

Özetle…

Köpek eşittir ‘sadakat’ değildir.

Peki nedir?

Hiç eğip bükmeyelim lafı…

İtliktir.
Bazen ‘Balta’ bazen kazmadır.

Kemik yerken kırılsa da dişi ‘Balta’lık baki kalır.

Kazmalık da ebedi.

İnsan suretinde rol kapmak da deniyor buna.

Değil mi ki…

Adam olmak, cinsiyet meselesi değil, şahsiyet meselesidir.

Ar yok.

Haya yok.

Damar yok.

Yüzüne tükürsen, Yarabbi şükür der.
Astarsız. 

Suratında meymenet yokken rahmet der.Edepsiz.

Ne var pekiii._

Kalemin ırzına saldırı.

Zemzeme lağım suyu akıtmak.

Baltayı taşa vurmak dedikleri bu olsa gerek.

Neymiş neymiş…

Temiz kalemlermiş.

Eldivenli ellerini arkasına saklayanların dosyasını açmak üzerimize vazife olsun.

İstanbul nire Giresun nire?

Bulancak ayağı da çok karışık.

Her yerden kovulan ama her yere yamanan ve asla yanında bir dişi olmadan sokağa çıkmayan(illaki dul olmalı) çirkin suratlı insan müsveddesi ve ekürüsü 'PEÇESİZ' dansözlere çifte telli oynatacağız.

Madem gemileri yaktık.
Aklıma gelmişken söyleyeyim.
Bunun bi de kınalı sevdası vardı.
Az peşinden koşmadı 'Kadife'nin.
Leyla ile Mecnun misali.
Neyse...
Hodri meydan...

Karaman'ın koyunu... 

Eylül'de çıkacak oyunu.
Demem o ki...
Şunun şurasında ne kaldı. 
Kırkınız çıkınca.
Baltanızla gelin. Kazmanızla iş tutun.
Şimdiden gardınızı almanızı salık veririm.
Elbette bir şey biliyorum.
Ben boş lafı sevmem. 
Yarınınız yok.Zorlu bir yolculuğa çıkmaya hazır olun.
Çünküüüüü..
Dildar oldu artık.
Ne mi deniyor?

Bugünkü hileleri dünkü şeytanlıklarını değiştirmez.

Bugünkü aşkları, dünkü, hainliklerini örtmez.

Bugünkü mektep düşkünlükleri, dünkü kaçkınlıklarını örtbas edemez.

Bugünkü baltalıkları, dünkü kazmalıklarını toprağa gömemez.

Bugünkü salyaları, dünkü kemiği etsiz kılmaz.

Bugünkü besileri, dünkü midelerin boşluğunu doyurmaz.

Vss…

Küçük balıklar kıyıya yakın dururmuş.

Aç kalmamak için.

Olay budur.

Kısaca…

Sevgili Giresunlular,

Bu zamana kadar ite- köpeğe yanıt vermedim.

Verdiklerim de sözün altında kaldı.

Zoru görünce işi kaba kuvvete dökmeye kalktılar.

Yolum kesildi.

Tehditlerin sonu gelmedi.

Yılmadım, susmadım, üç kuruşluk adamlara pabuç bırakmadım.

Neden?

Bir adama baktım, bir de söyleyene.

Karşımda adam yoktu.

Akacak kan damarda durmaz misali yoluma devam ettim.

Dişini gösteren köpekler ise havlamayı sürdürdü.

Kim… s……

Haliyle..

İnsan kılıklı itleri muhatap almadım.

Şeytan azap da gerek.

İsmim üzerinden reklam yapan çiğ et yiyici kunduzlar görevden vazife çıkardı.

Sahipleri üzerime saldı.

Havlayan takımın zincirlerini boşalttı.

Medreseden ( şimdiki adıyla ÜNİVERSİTE)  beslenen ilkokul mezunu çocuklar, arka kapıdan yol buldu.

Haklıyı mahkum etmek adına, doğruyu hapsetmek için.

Yedi mi?

Asla.

Herkes Giresun’da kimin kim olduğunu gayet iyi biliyor.

Çeteci paraleli savunmak, onları masum yapmaz ki. İlginçtir, sözde solcular paralel aşığı oldu.

AY… balam sütle ve övgüyle beslenebilir.

Değirmene su taşımaya devam edin.

İyi de…

Su bir gün taşmaz mı?

Bu yara pansuman tutar mı?

Hayır.

Kuşlar ayaklarıyla, insanlar dilleriyle yakalandığına göre sonunuz geldi.

Bazen sustumsa, havaya girmeyin.

Dilsizliğim hayra alamettir.

Esnaf ve besleme kalemlere soruyorum.

Kulaklarınız üflemeli çalgı olabilir. Gözlerinize mil de çekilmiştir mutlaka.

Keseniz, Benjamin.

Vicdanınız, çöplük.

Erdem zaten evlere şenlik.

Giresun mu?

Tümden yalancı tanık.

Şebekenin kapınıza attığı kemikle beslenmeye devam edin.

Elinizden geleni de arkanıza koymayın.

Eline kalem tutuşturulmuş tetikçiler.

Biz sizin cemal-i evvelini biliriz.

Ahali de, bilir.

Sonuç itibarıyla…

Sevgili dostlar,

Köşeye şıkışınca, çamura yatanlara hiç pirim vermedim.

Arkamı dönüp bakmadım. Ama hırlayana hoş demesini de bildim/ bilirim.

Zeka karşısında eğilirim ama iftira karşısında asla.

Evet..

Öyle şeyler anlatırım ki birilerine peçe lazım olur.

Çarşafa sokarım.

Bilirim..

Her aptal, onu beğenen başka bir aptal daha bulurmuş.

Ne demiş MOLIERE:

‘Bilgili bir aptal, bilgisiz bir aptaldan daha aptaldır…’

Madem konuyu açtık, devam edelim.

Aptal görmek istiyorsanız, gözlüklerinizi takın be!

Yahu…

Öğüt vermek bana düşmez.

Ama hatırlatmadan geçemeyeceğim.

Sersemler bile öğüt dinler.

Gelelim özete.

Taşları bağlayıp itleri salmanın anlamı yok.

Yerli yersiz, olur olmaz.

Soruyu sordum.

Kusura kalmayın.

Kaşınanı kaşımasını da biliriz.

Neyse...

Bulaşmayın bize.

Ne lafın altında kalırız ne de ona buna pabuç bırakırız.

Evli evine...

Fareler kubura.

Anlaşıldı galiba.

Yeter sanırım.

Son söz.

Her aptal onu beğenen bir aptal bulurmuş.

Kıçından uydurup içki masasında tepinin.

Kendiniz çalın, kendiniz oynayın.

Alıcınız yok.

Rüzgarın olmadığı yerde dalga da yoktur.

Tezgahçı, tertipçi, kumpasçı, iftiracı ve yalancı.

Embesiller…

Daha son sözümüzü söylemedik.

Mızrak size doğru geliyor.

Bakalım, nasıl kaçacaksınız.

Medrese takımına ( üniversite)  tavsiyemdir.

Madem iti- köpeği satın aldınız.

Yahu, kulaklarına değil, gözlerine baksaydınız.

Kuyu da derin…

İp de kısa…

Görüşeceğiz.

Dehlizde boğulmaya az kaldı.

 

 

 

 

 

Bu haber 631 defa okunmuştur.

Bu haber 1488 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
EY SİYASET, SEN NELERE KADİRSİN!..20 Haziran 2016

Sayaç


HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi